Lise koridorlarındaki o kırılgan melankolimiz ile bugünün yetişkin gerçekliği arasında.
2000’lerin erken internet çağı melankolisi hepimiz için bir kişilik fragmanıyken, Evanescence, siyah ojelerimizin, odamızın duvarlarına astığımız posterlerin ve dünyadan soyutlanmak için kafamıza geçirdiğimiz o kapüşonların fon müziğiydi. Walkman’lerimizde, MP3 çalarlarımızda ya da MTV ekranlarında “Bring Me to Life” veya “My Immortal” çaldığında, o dönemin ergenlik buhranlarımızı, hayatla olan çatışmalarımızı Fallen albümünde temize çekerdik.

Bugün ise, dinleyiciyle buluşan bu yeni albüm için, yaşayan bir efsanenin olgunluk dönemi diyebiliriz. Sanctuary, sadece diskografiye eklenen yeni bir halka değil; televizyon ekranlarından odamızın kilitli kapılarına uzanan o ilk gençlik sarsıntılarımızın, bugünün yetişkin bilinciyle yeniden selamlanması aslında. Dinlerken o günlerin kokusunu alabiliyorsunuz.




Yorum bırakın